Güney Amerika’yı Bisikletle Gezen Tolga Tevke ile Röportaj!

Bu seferki röportajımız bisiklet ile gezen bir gezgin ile. Tolga Tevke, uzun süredir bisiklet ile Güney Amerika’da geziyor. Biz de hemen yapıştık kendisine. Kendisi cevapları göndereli iki ay oldu neredeyse ama yazının bu kadar gecikmesi benden ötürü. Hemen sorulara geçelim. Bakalım bisikletle gezmek nasıl oluyormuş. (Ben çok zorlanırdım ya!)

İlk olarak bize kendinden bahseder misin? Seyahate çıkmadan önce nasıl bir hayatın vardı ve seni bu seyahate çıkmaya teşvik eden ne oldu? Bu seyahate çıkmak için hayatında ne gibi değişiklikler yaptın?

Merhaba, ben Tolga Tevke. 25 haziran 1992’de Antalya’da doğdum ve ilk bisiklet maceram Anadolu Meslek Lisesi’nde okurken başladı. O sıralar galiba Gürkan Genç Japonya’daydı. Dünya turuna başlamıştı galiba. Biz de ondan gaza gelmiştik. Lise son sınıfta olduğumuz yıl stajyer maaşımız sayesinde üç arkadaş ilk kez bisiklet aldık. -Ama tur yapmak için tabi ki- Yoksa küçüklükten beri bisiklete biniyorduk. O zaman bize çok laf eden olmuştu. Bisiklete o kadar para mı verilir, diye. Arkadaşlarımız ve ailemizden “O fiyata motor alırsınız.” gibi bir sürü laf işittik. Ama olsun, değermiş. Böylece üç arkadaşımla ilk bisiklet turumu Olimpos’a yaptım. O zaman ne kadar zorlanmıştık.



Sonra üniversiteyi de Antalya’da okudum. Akdeniz Üniversitesi Sivil Hava Ulaştırma Bölümü’nde okumaya başladım. O zamanlar bisiklete merakım biraz daha arttı. Bisiklet kulübünün “Antalya Perşembe Akşamı” gibi isimli bisiklet gruplarında baya takıldım. Sonra olay sırt çantasına döndü. Üniversitenin üçüncü yılı gibi Avrupa’yı gezmek için Interrail’ı öğrendim. Bizim Interrail Türkiye Facebook grubu yeni kurulmuştu. Sonra oraya üye oldum ve yazıları takip ettim. Biz o sene sonunda baya baya üç arkadaş Interrail ile Avrupa’yı gezdik. Bir ay boyunca 12-13 ülke gezdik ve bu Avrupa gezisinden sonra hayata bakış açım tamamen değişti. Böyle bir hayatın da olabileceğini gördüm. Sonra grup etkinliklerinde baya aktif oldum. Kars’a trenle 4 kez gittim. İzmirrail, Akdenizrail gibi bir çok etkinlik yaptık. Üç kez Karadeniz’e gittim gibi gibi…

Tolga Tevke

Yerimde duramıyorum tabi. Ondan sonra Yunanistan’da Cruise gemisinde çalıştım ve adaları gezdim. Sonra Asya’da Tayland, Kamboçya, Malezya, Singapur gezimi yaptım. Otostop ve sırt çantası ile bir buçuk ay sürmüştü herhalde. Neyse, kısa keseyim. Ondan sonra da Orta Asya gezisi yaptım. Bunun arkadasından Fas, Rusya, Ukranya, Moldova ve Gürcistan’a birçok kez gittim. İran ve aklıma gelmeyen birçok ülkeyi de otostop ile gezdim.

Bunlardan sonra asıl hayalim olan Güney Amerika’yı bisiklet ile gezmeye odaklandım. Bisikletimi toplamam 1 yıl kadar süren bir zaman aldı. Bütün sermayeyi kendim kazanarak ve biriktirerek elde ettim. Bu sürede havalimanında uçuş operasyon elemanı olmaktan aşcı, elektrikçi, garson ve komi olmaya kadar birçok işte çalıştım. Hatta bir ara inşaatta duvar yıkıyordum 😀 Gemide de baba mesleği yapıp, mobilya döşedim 🙂 En son bit pazarından bulduğum outdoor eşyaları, antikaları ve birçok şeyi internette sattım. Tabi yurt dışına gittiğim zamanlarda da dönerken orada ucuz ne varsa aldım ve Türkiye’de sattım. Bu sayede seyahat masraflarımı çıkarttım.

Tolga Tevke

Peki neden bisiklet? Bisikletle gezmek sana ne gibi avantajlar sağlıyor?

Benim bisiklete geçmemin sebebi; daha yavaş gezmek ve biraz da yaşamak, gözlemlemek… Bisiklet bu konuda en iyisiydi. Otostopla gezerken “Abi bir dakika şurada duralım. Ben bir bakayım.” demen zor. Ama bisiklet ile görürsün, durursun, insanlarla konuşursun; yani daha çok gözlem yaparsın.

Para biriktirip mi gittin, yoksa oralarda bir şekilde hallediyor musun? Kısacası seyahatini nasıl finanse ediyorsun?

Ben toplamda beş senedir aktif olarak geziyorum. Param bitince geri dönüp biriktirip tekrar gezmeye devam ediyorum. On aydır da Güney Amerika’dayım ve bu süre boyunca çiftliklerde, komünlerde gönüllü çalıştım.

Tolga Tevke

Sevdiğin ve sevmediğin yerler var mı? Var ise nereler?

Brezilya’yı çok sevdim. İnsanları on numara, çok cana yakınlar. Arjantin ise bende hayal kırıklığı yaptı. İnsanları Avrupalı gibi soğuk. Ben biraz insanlara göre sınıflandırıyorum. Çünkü bir yeri güzel yapan şeyin orada tanıştığın, konuştuğun insanlar olduğunu düşünüyorum.

Eğer vize gerektiren bir yer olduysa, bunu nasıl hallediyorsun? Sonuçta vize için bir sürü evrak istiyorlar, işlemler çok zor olmalı?

Vizede iki kez red yedim. ABD ve İrlanda içindi. Ama ikiside eğitim vizesiydi. Onun dışında Güney Amerika’da şu ana kadar vize almam gerekmedi. Vize gerekirse de bir şekilde istenen evrakları topluyorum zaten.

Tolga Tevke

Gittiğin yerlerde çalıştın mı? İhtiyaçların olduğu zaman nasıl gideriyorsun?

Ben biraz da deneyimleyerek öğreniyorum. O yüzden çalışmayı da çok severim. Uzun süre yolda olmak, tüketim hayatından uzaklaşmaktır.

İnsanlar hayatının bir çoğunu çalışarak ve kazandığı parayı harcayarak geçiriyor. Bu da kısır bir döngü. Elde ne var peki? Bir hiç! Her sene telefon değiştir, her ay yeni kıyafetler vs. İnsanlar iş stresinden ötürü, bir şekilde para harcadıkça rahatlıyor. Ben bunlardan kaçıyorum aslında. Beş yıldır aynı botu giyiyorum ve her yeri dikişli ama bana yeni bir bot alsalar, beni bu bot kadar tatmin etmez. Bir şeyleri tamir etmek, tekrar kullanmak güzel bir duygu.

Tolga Tevke

Şu ana kadar nereleri gördün? Kaç ülke, kaç şehir oldu? Rotanı neye göre planlıyorsun? Turunla ilgili bir gelecek planın var mı? Nereye varacak bu tur? Eğer dönüş var ise dönüşte ne yapacaksın?

Güney Amerika’da beş ülke ve bir çok şehirde bulundum ama kaç şehir saymadım 🙂 Aslında belli bir rotam yok. Canım ne tarafa gitmek isterse o tarafa pedallıyorum. Ayrıca yolda bisiklet hakkında birçok şey öğrendim. Hep deneme yanılma ile 🙂

Bir – iki ay bisiklet ile yollarda oluyorum sonra bir iş buluyorum. İki hafta beş hafta arası çalışıyorum. “Benim burada öğreneceğim bir şey kalmadı.” dediğimde tekrar yola koyuluyorum.

Nereye gittiğimi ve dönüşte neler yapacağımı pek düşünmüyorum. Bazen yolda da çalıştığım işlerden para kazanıyorum. Bazen ise bileklik satarak para kazanıyorum.

Tolga Tevke

Tolga Tevke

Seyahata çıkacak olanlara, korkanlara, aga ben yapamamcılara, annem merak edercilere tavsiyelerin var mı? Gittiğin yerlerde konaklamak için Couchsurfing gibi siteler kullanıyor musun? Başka ne gibi konaklama yöntemlerin var? Gittiğin yerlerde halkın sana ve gezginlere tavrı nasıl?

Duş almak ve bazen dinlenmek için bisikletçiler kullandığı “Warshower” diye bir site var, onu kullanıyorum. Couchsurfing gibi bu da.

Hayat bizim, o yüzden ailemize biraz karşımıza almak lazım. Hem benim hem ailemin alışması çok zor oldu. Babamla bir yıl konuşmadık.

Eskiden bir yere gidilirken annem uçak ya da otobüs bileti alırdı. Ama ben otostopla giderdim. Şimdi onlar beni  otostop noktasına bırakır oldu. Ama bu uzun gitmem pek hoşlarına gitmedi. En çok da tek başıma olmamdan rahatsızlar. Bizim güvenli limanlardan uzaklaşıp yeni deneyimler, yeni hayatlar görmemiz lazım. Yoksa Antalya’da doğar ve hiçbir yeri görmeden, öğrenmeden Antalya’da ölürdüm. Şu an atalarım gibi göçebe bir hayat sürüyorum.

“Korkmuyor musun?” diye çok soruyorlar. Korkmam mı =) Bazen üç – dört gün insan görmüyorum. Geceleri dağlarda, kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde konaklıyorum. Ama alışıyorsun bir süre sonra. Korku, senin tetikte olmanı sağlayan bir şey, aslında korkmuyorsan sıkıntı…

Brezilya’da bisikleti almak isteyen insanlarla -iki, üç kişi- bir arbede yaşadım. Başka da bir sıkıntı yaşamadım, hep iyi insanlar çıktı karşıma. Evlerini açtılar, kültürlerini tanıttılar. Ben de kendi ülkemi ve kültürümü tanıttım.

Sürekli yollarda olmasına rağmen röportaja verdiği cevaplar için Tolga Tevke’ye teşekkür ederiz. =) Yorum bırakmayı unutmayın.

Tolga Tevke Instagram hesabı için tıklayınız.

Tolga Tevke Facebook hesabı için tıklayınız.

Güney Amerika’yı Bisikletle Gezen Tolga Tevke ile Röportaj!” için 5 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir