Annemle Beraber Mısır’a Gidiyoruz!!!

Birkaç sene turizm fuarında görev almıştım ve bu sırada farkettim ki aslında fuarda güzel çekilişler oluyor. Bir sene arkadaşımın Mısır seyahati kazanması üzerine ben de çekilişe katılmak için bir sonraki seneyi heyecanla bekledim. Çalıştığım için ilk gün çekilişi kaçırdım. İkinci gün kazanamadım ama başka bir arkadaşım kazandı. Ardından üçüncü ve son gün geldi. Çekiliş yapıldı ve yine benim numaram değil ama o da ne? Numarası okunan kişi orada değil. Hadi bir daha çekin! Hadi Hadi!!!…. O an bana çıkacağını hissettim veeeeeee noldu??? Tabi ki bana çıktı!! 😀 Heyecandan titriyorum resmen 🙂 Her şeyin Mısır turizm bakanlığı tarafından karşılandığı bir haftalık çift kişilik Mısır Seyahati!

Olay çift kişilik olunca dedim herkes gelici geçici ama anne kalıcı! Anne kalk kız Mısır’a gidiyoruz dedim. Bu başta tabi korktu biraz.. : ) Daha yeni devrim olmuş, ortam gergin diye ama ikna oldu ve geldi. Hatta geldikten sonra çok sevdi. Yine böyle bir seyahat olsa hemen koşa koşa gelir artık : )

Her şey görüşüldü, ayarlandı. Nisan ayında Mısır’a gideceğimiz belirlendi. Bunun nedeni ilk otelimiz gemi-otel olduğu için Nil Nehri’nin debisine göre belirlenmesiymiş. Nisan ayı geldi. Mısır’da daha yeni devrim olmuş. Ortam nasıldır acaba falan diye merak ediyorum. Gittiğimde gördüm ki insanlar ekonomik açıdan çok sıkıntılar çekmeye başlamışlar. Çünkü gezdiğimiz yerler hep turistik yerler ve devrimden ötürü turist gelmiyor. Böyle olunca insanlar çok zor durumda kalmışlar.

Neyse konuya dönelim. Bunlara zaten yazıda tekrar değinirim. Mısır seyahatimizin rotası Luxor – Asvan ve Kahire olmak üzere üç önemli şehirden oluşuyor. Luxor’dan Asvan’a gemi-otel’de konaklayarak gidiyoruz. Bunu kesin tatmanız lazım! Çok tatlı bir şey!! 🙂 Odanızın penceresini açıyorsunuz ve ayaklarınız altı Nil Nehri. Üstelik yolda vakit kaybetmek diye bir şey yok çünkü siz yemek yerken, uyurken ya da çatıda havuza girip güneşlenirken oteliniz Luxor’dan Asvan’a doğru turistik rotalarda dura dura ilerliyor.

Mısır – Luxor!

O zaman Luxor ile başlıyorum kısa kısa anlatmaya! Uçağımız Luxor’a indiğinde ve şehre ulaştığımızda akşam olmuştu. Bu yüzden akşam ışıklandırması ile güzel gözükebilecek en yakın açık alan müzesi ile vakit kaybetmeden gezmeye başlıyoruz. Burası dikilitaşlar, heykeller, aslanlı yol, hiyeroglif yazılarla dolu bir alan.

Luxor

Luxor

Luxor
Fotoğraf çekme konusunda ne kadar başarısız olduğumu tekrar açıklamama gerek yok sanırım? 🙂

Burada çok fazla takılmıyoruz. Sadece burada 1 saat kadar geçirdikten sonra bizleri yemeğe ve otele götürüyorlar. Otele varıyoruz ve dediğim gibi pencereyi açıyorum Nil ayaklarımın altında. Hava zaten 40 derece falan o yüzden iyi geliyor bu olay 🙂

Luxor

 

Mısır gerçekten çok güzel bir ülke. Ara sokakları olsun, caddeler olsun hepsi çok hoşuma gitti 🙂 Değişik kültür candır!! 🙂 Luxor’un asıl olayı kral mezarlarının bulunması. Tutankamon falan hepsinin mezarı burada. Sadece bir kaç tane mezar Kahire’de. Onları zaten tüm Dünya biliyor, Piramitler 🙂 Luxor, antik Mısır şehri Thebes’in harabelerinin üstüne kurulmuş olduğundan dolayı Dünya’nın en büyük açık müzesi olarak da adlandırılıyormuş. Bastığın her taş bir tarih! Benim çektiğim resimler gerçekten berbat olduğu için internet üzerinden aratarak şehrin güzel fotoğraflarına erişebilirsiniz.

Krallar Vadisi

Çok fazla tarihi nokta gezdiğimiz için sadece birkaç tanesinden bahsedeceğim. Luxor’da sabah erkenden kral mezarlarını görmek için yola çıkıyoruz. Kocaman bir ana düşünün ve her yer mağara şeklinde, içi tuzaklarla çevrili, duvarlarında orada yatan önemli kişinin biyografisini ve özelliklerini anlatan resimlerle anlatılmış mükemmel bir tarih var. Resmen büyüleniyorsunuz. Her minik detayda ayrı bir şey anlatıyor ve insanlar hala bunlar üzerine çalışarak ne demek istediğini daha net anlamaya çalışıyor. Ayrıca hâla farklı farklı kral mezarları bulunmaya devam ediyor. Örneğin Tutankamon’un mezarı tamamen şans eseri bulunmuş. O kadar çok mezar olduğu için her yerden çıkabiliyor. Çünkü hırsızlığı engellemek için hiç belli olmayacak şekilde kapatılıyor ve mezarların sabit bir yeri yok. Birbirlerine çok yakında olabiliyorlar, kilometrelerce uzakta. Çünkü yeni mezarı yapanlar orada başka mezar var mı yok mu bilemiyor. Tutankamon’da bunlardan. Diğer mezarla yapışık olacak kadar yakın yapılmış resmen ve sucu çocuk tarafından fark edilmiş. En azından rehberimiz öyle anlattı. Mezarların o kadar yakın olmayacağını düşünen ekibin çalışması sırasında sucu çocuk su taşırken orada bir şeye bastığını fark ediyor ve böylece mezarın girişi bulunuyor. Tutankamon’un mezarından gerçekten çok fazla hazine çıkıyor. Adamlar iç içe 4 tane altından yapılma oda şeklinde tabut yapmışlar adama ya. Matruşka bebeği gibi hepsi saf altın 😀 Gramı 145 TL desek, oooooo 🙂 Fotoğraf yasak olduğu için maalesef çekemedim. Mezarlarda fotoğraf çekmek yasak olduğu için oralardan fotoğraf paylaşamıyorum 🙁 Mezarların olduğu bu yerin adı Krallar Vadisi. Bide Kraliçeler vadisi var ama oraya götürmediler bizi.

Mezarların ardından Luxor Tapınağına ve Dev Memnon Heykellerini görmeye gidiyoruz. Bunlar yine tek tek el işçiliği ile işlenmiş taşlarla dolu mükemmel yapılar. Her karesi işçilik ve el emeği ile dolu.

Luxor Tapınağı
Burası Luxor Tapınağı

Luxor

Bunlar da Dev Memnon Heykelleri

Gelmişken hemen al-ver ekonomiye can ver diyorum ve çin malı yerine kaliteli el yapımı dikilitaş alıyorum 🙂 Bu abiler elleriyle yapıyorlar.

Luxor

Gezinin üzerinden 3 yıl geçtiği için çok ayrıntı hatırlayamıyorum. Buraları gezdikten sonra otelimize dönüyoruz. Otelin güzel yanı çatıda havuzumuzun olması. Hava zaten sıcak, o yüzden sürekli oradayız.

Luxor
Bir taraf çıplak bir taraf kapalı…

İşportacılar gemi otelde ki turistlere sürekli bir şeyler satmaya çalışıyorlar. Bildiğiniz korsan gibi tekneleri ile etrafınızı sarıp, gemiye halatlarını bağlıyorlar. Sonra aşağıdan ürünleri fırlatıyorlar. Ben atsam kesin Nil’e düşer o ürünler 😀

Turist sayısı o kadar çok düşmüş ki satmak için çırpınıyorlar ve çok ucuz fiyatlara bile ürünlerini satabiliyorlar.

Luxor’da 2 gün geçiriyoruz. Bir çok tapınak vs. geziyoruz. Ardından Asvan şehrine varıyoruz. Asvan’da 3 gün geçiriyoruz. Burası Asvan’a geçerken uğradığımız Failai tapınağı. Burası iki farklı tanrı üzerine kurulu. Birisi iyileştiren, şifa veren. Ötekisi ise timsah. Timsahı açıklama gereği duymuyorum 😀 Nil nehrinde çok timsah olduğu için kötü bellemişler abimizi 🙂 Tanrılara adak adamak için sunakları vs. var. Mısır’ı gezerken beni en çok büyülen şey zekaları oldu. İnşaat ve matematik konusunda ki başarılı büyüleyici. Bu yapıların bu kadar uzun yıllar sağlam kalmasının nedeni de bu zaten.

Mısır – Asvan!

Asvan aslında Mısır’ın ana ticaret limanı ve şehri. Fakat devrimden onlarda etkilenmiş durumdalar. Burada yine bir kaç tapınak, dikili taşların yapıldığı yere, Asvan adasına ve bir tarafı çöl, bir tarafı şehir olan Nil nehrinin ortasında kalmış tüm ağaç ve bitki türlerinin yetişebildiği büyüleyici bir botanik bahçesine gidiyoruz. Aşağıda ki bu fotoğraf dikili taşların yapıldığı yerden. İstanbul-Dikilitaş’ta bunlardan bir tanesini görebilirsiniz. Kendisi Mısır’dan gelme 🙂

Asvan

Burası Asvan’da bir tapınak. Cahil insan her yerde aynı. Tarihe adını yazmış sonuçta.

Asvan’da üç günlük gezimizde şehrin ara sokaklarına da dalıyoruz. Şeker kamışı suyu içiyor, halkın gittiği yerlere gidiyoruz. Buralar da Bollywood filmleri çok popüler. Akşamları çıkıyor alışveriş ediyoruz. Çünkü gündüz 40 derecenin üzerinde sıcak var.

Tur rehberimiz akşam muhabbet ederken bana diyor ki “eğer birisi sana haşhaş ister misin diye sorarsa şaka yapmıyor”. Ardından 30 dakika geçmeden bir faytoncu gelip önce fayton lazım mı abi diyor yok diyorum. Ardından gayet rahat bir şekilde haşhaş lazım mı diyor 😀 Rehber haklı beyler!

Akşamları sokaklarda yerli halktan kadın göremiyorsunuz ve her köşede kahvelerde nargile(şişa) tüketiliyor. Fosur fosur içiyor adamlar. Orada çok popülermiş. Evlerde bile içiliyor diyor rehberimiz. O evi hayal edemedim.

Asvan turistik açıdan çok zengin değil. 3 gün bize burada fazla geldi ve sıkıldık. Burada asıl amaç bizim alışveriş yapıp para harcamamız üzerine biraz daha. Asvan gibi şehirlerde sıcaktan ötürü yazları dükkanlar genelde kapalı oluyormuş. Hatta okul zamanı çok sıcak olunca ders saatleri ona göre belirleniyormuş. Bizim kar tatili gibi onlarda da sıcak tatili var. Öğlenleri genelde uyuyorlarmış. Hele ki ramazan ayında 🙂 Öğlen sıcaktan ötürü açık dükkan bulamazsınız. Hepsi kapatır uyur diyor rehberimiz. Hadi bu kadar Asvan yeter. Kahire’ye geçelim.

Mısır – Kahire (Evet, piramitler burada) (Evet o Bülent Ersoy’a benzeyen şey de burada)

Kahire denince olay zaten basit. Asıl mevzu piramitler burada. Burada yine klasik olarak tapınak, kilise gibi yerler geziyoruz. Hz. İsa’nın kaçıp saklandığı kiliseye de gidiyoruz. Mısır’ın geneli Müslüman olmasına rağmen baya büyük oranda Hristiyan’da var. Hatta Arap Hristiyanlara özel bir sembolleri bile var.

Hadi Piramitlere gidelim de havamı atayım! Piramit’in olayı belli zaten o yüzden pek bir şey yazmıyorum. Ama gerçekten büyüleyici ve büyükler. Görünce nasıl yapıldığını hayal bile edemiyorsunuz. İçine bile girebiliyorsunuz. Fakat öyle kapı falan yok. Bir tane hırsız deliği var. Zamanında bir hırsız açıp girmiş. Oradan girip dizlerinizin üzerinde içeriye girip çıkıyorsunuz. Pek bir şey de görmüyorsunuz açıkçası 🙂

Pyramids

Kahire
Evet abi. Yanımda Bim poşeti götürdüm.

Bir haftalık gezimizin sonunda bizi gazinoya götürüyorlar. Hatta en ön masayı tutmuşlar. Yedirip içiriyorlar. Bir güzel eğleniyoruz. 🙂 Gazinoda tekne olarak faaliyet gösteriyor. Bunlarda her şey su üstünde galiba 🙂 Aşağıda ki bu abi onların dervişi. Onlarda derviş bizdekinin tersine daha çok eğlence amaçlı. Bizden görüp modifiye şahine çevirmişler derviş olayını.

Dervish

Dansçı abinin çektiğim videosu:

 

Mısır’da böyleydi işte 🙂 Güzel ya baya. Üstelik çokta ucuz. Gidin gezin görün. Korkmayın yemiyorlar. Çok güzel ülke 🙂 Kapanış olarak otel çalışanlarının abi bahşiş please adlı çalışmalarından bir tanesini sizinle paylaşıp olayı kapatıyorum.

 

 

 

 

 

Annemle Beraber Mısır’a Gidiyoruz!!!” için 2 yorum

  • 18 Ocak 2017 tarihinde, saat 17:44
    Permalink

    Çok güzel olmuş elinize sağlık. Devamını bekliyoruz.

    Yanıtla
    • 5 Şubat 2017 tarihinde, saat 22:40
      Permalink

      Çok teşekkürler Cansu Hanım 🙂

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!